Jeopolitiğin Ötesinde İdeallerimiz Olmalı
Coğrafyamızda herhangi bir İslam ülkesini dışarıda bırakarak kurulacak hiçbir ittifak, Alem-i İslam'ın birliğini ve güvenliğini tesis edemez. Bu ister Katar isterse İran olsun! Hangi siyasi, jeopolitik, stratejik, reelpolitik gerekçeyle olursa olsun ümmetin bir parçasını ötekileştiren nihayetinde ortak medeniyet havzamızı parçalamaktan başka bir neticeye hizmet etmez.
Bugün biz İslam dünyasının en büyük zaafı, düşmanlarının gücünden ziyade kendi içindeki tefrika ve parçalanmışlıktır. Mezhep, etnik kimlik, ulusal çıkar ve jeopolitik rekabetler üzerinden birbirine mesafe koyan ve hatta savaşan, birlbirlerine karşı emperyalizm ve siyonizmden destek alan Müslüman toplumlar, farkında olarak veya olmayarak başkalarının kurduğu jeopolitik denklemlerin parçası haline gelmektedirler.
Oysa ihtilaflarımızı inkar etmek değil, ihtilaflarımızın üzerinde müşterek bir zemini yeniden inşa etmek zorundayız. Sünni-Şii ayrımını çatışmanın merkezine yerleştiren, Arap'ı Türk'ten, İranlıyı Arap'tan, Pakistanlıyı Türk'ten, Kürt'ü Boşnak'tan koparan her yaklaşım, İslam'ın kuşatıcı ümmet mefkuresini pratikte imkansız hale getirmektedir.
Birbirleriyle sahici olmayan iletişimlerle, realitede birbirlerinin kuyusunu kazan yaklaşımlarla, ortak meselelerde müşterek bir irade ortaya koyamayan kardeşler; zaman zaman “cenk, cihat ve şehadet” gibi yüksek anlamlı kavramları sloganlaştırmaları, tarihsel ve sosyolojik açıdan ciddi bir çelişkidir. Zira cihadın ruhu, ümmetin birbirine karşı seferber edilmesi değil; adaletin, insan onurunun, bağımsızlığın ve hakkın korunmasıdır.
İslam dünyasının ihtiyacı yeni düşmanlıklar üretmek değil, yeni ve yeniden bir birlik siyaseti geliştirmektir. Bu birlik, tek tipçilik üzerine değil; farklılıklarımızı muhafaza ederek ortak bir medeniyet bilinci, ortak güvenlik anlayışı ve ortak siyasi irade oluşturabilme kabiliyeti üzerine olmalıdır.
Çünkü bizi kurtaracak olan, birbirimizi tüketen mezhep ve kimlik rekabetleri değil; adaleti merkeze alan, bağımsızlığı esas alan ve bütün Müslümanları aynı medeniyet ailesinin mensupları olarak gören gerçek bir İslam birliği idealidir.
Ümmetin parçalanmışlığı sürdükçe başkalarının haritaları üzerinde yaşamaya mahkum oluruz. Başkalarının yazdığı senaryoları ve dayatılan jeopolitik ve stratejik manevraları kahramanlık türküleri ile alkışlarız! Birlik fikrini yeniden dirilttiğimiz ölçüde ise kendi tarihimizin, irademizin ve geleceğimizin öznesi olabiliriz.